9 Haziran 2010 Çarşamba

6. mektup

ilk insanın oynadığı oyun -ya da "kendini savunma" diyelim- sanırım diğer oyunların başlangıcı oldu. oyun denilen şey, aslında tamamen belirli bir plan çerçevesinde birilerine bir şeyler yaptırmaktır; onların yapacaklarını hesap edip ortaya çıkan durumu kendi çıkarlarına ya da sevdiğin biri varsa onun çıkarlarına uygun şekle sokmaktır. aslında sevdiği insanın çıkarına bir şeyler yapmak yine kişinin kendine çıkarına bir şeyler yapmasıdır da, şimdi bu detayda boğulmayalım.

çevremizdeki insanların hangi durumda ne yapacağını nasıl anlayabiliriz?
ya da nasıl anlayabiliyoruz? herkes anlayabiliyor mu? bana sorarsanız herkes anlayamamasına rağmen ama herkes oyun oynuyor. bu durumda oyun oynamak içgüdüsel, ama pek az insan bunun hakkını veriyor! peki nasıl anlayabiliyor bu işin hakkını veren insanlar? bunun belirli şartları vardır; iyi bir gözlemci olmak, üstün bir hayal gücüne sahip olmak ve her şeyden önce kendini düşünebilmek.

iyi bir gözlemci çevresindeki insanları iyi anlar. onların düşüncelerini okuyamasa da, onların ne zaman ne yapabileceğini genel davranış ve hareketlerinden ortalama bir sonuca bağlar.
düşünce okumayı başarabilse insan zaten, büyün oyunlar zevksizleşir. çünkü riski kalmaz! riski olmayan bir oyundan insan zevk alır mı? düşünse kumar oynuyorsun ve karşındakinin hangi kartı atacağını ne yapacağını anlıyorsun. böyle böyle devam etti ve müthiş bir para kazandın. peki ya sonra? riski yok! risk olmayan bir oyun bir süre kazanma hissinden dolayı zevk verir daha sonra o zevk ortadan kaybolur gider ve hiç bir şeyden zevk alamazsın.

her neyse konudan uzaklaşmayayım, sonuç olarak kişinin davranışlarını aşağı yukarı kestirebilen bir kişi iyi gözlemcidir. iyi gözlemci olmak tek başına yetersizdir. çünkü bunu hayal gücüyle birleştirip sahneleri canlandırmak gerek. çünkü oyun oynuyor! ve oyunda sahneler vardır. arkadan sesler vardır. kişi o kişiyi seslendirir ve o anı yaşar. o andan ne derece zevk alabileceğini tahmin eder ve oyunu oynarken karakterleri hisseder..

...ve son olarak; bencillik... bencil olmayan kişi hiç bir oyunda başarılı olamaz! bencillik her şeyin temel kuralıdır. bencil olmayan kişi oyunları kurar oynatır ama en son hamleyi yaparken kendini düşünmediği için karşısındakini yıkamaz. karşısındaki onun oyununu anlayıp ondan uzaklaşabilir ya da o da bir hamle yapıp onun kendi vicdanında boğar. bencil insanda vicdan öğesi oyun bittikten sonra ortaya çıkar. o zaman vicdan azabı duyar, ama o oyununu oynamıştır ve o zevki yaşamıştır.

bencil olmayan insan ise o zevki sonuna kadar yaşayamadan korkunç bir öfke duyar kendine. vicdanı onu yer bitirir. bir daha oyun oynamamaya karar verir ama genelde bu karardan dönülür. yeni oyunlar çevirip onlarda başarısız olmaya devam eder..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder